BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM




NASRETTİN HOCA,, YÜKÜ TAŞIMADIĞI İÇİN EŚŞEĞİNE KIZMIŞ, AYAKLARINI VE BOYNUNU BAĞLAMIŞ. SONRA BİR AHIRA
GÖTÜRMÜŞ. İPİNİ BAĞLAMIŞ. DAHA SONRA BOYAMIŞ VE AYAKLARININ ALTINA TAHTA KOYUP ATA BENZETMİŞ. HER GÜN GELİP KONTROL ETMİŞ. 😂(HATTAHER YERDE GEZDİRMİŞ YORMUŞ SONRA AYAKLARINI BAĞLAMIŞ)
YAŞASIN BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
ŞEYTAN, HIRSIZLIK YAPMADAN ÖNCE, MAHALLENİN TÜM EVLERİNE EVLATLARINI MİSAFİR OLMALARI İÇİN GÖNDERİRMİŞ. BUNU BİLEN NASRETTİN HOCA, TÜM MAHALLE SAKİNLERİNİN DURUMUNA(HER KONUDA) GÖRE İÇİ AYETLERLE DOLU MEKTUBU BİR İMAMLA GÖNDERİRMİŞ. MAHALLE SAKİNİNE ERKEN ULAŞAN KAZANIRMIŞ.

Nasreddin Hoca'nın her köyde bir halay ekibi varmış. Bayram olduğunda, öğlen vakti halay başlarmış. Ahali de neşe içinde etrafında toplanırmış. Daha sonra halaybaşına takılıp oynarlarmış.Halaydan sonra herkese bayram şekeri ve bayram tebrik kartı verilir ve eve götürülürmüş. Nasreddin Hoca'nın bu hizmeti ile birlik ve beraberliği tüm ahaliye sağlarmış.ÖYLE ZAMANLAR OLURMUŞ Kİ, NASREDDİN HOCA, AHALİ İÇİN BİR BAYRAM İLAN EDER, HALAY ÇEKERLERMİŞ✋🏻☝️🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Üfürükçü bir kadın varmış. Brkarmış. Kimseyle evlenmez ama herkesin kocası gibi davranırmış. Kendisine inananlara üfler, kaçarmış.Kimin kulağına üflerse, birbirine düşermiş. O sırada da, onların neyi var, neyi yok hepsini alırmış ve yetmez uyuşturucu vererek,kendisine bağımlı yaparmış. Bizim, Nasreddin Hoca 'da bunu bildiği için, üfürükçünün büyü ve sihir kitabını yerini bulup değiştirmiş. Böylece yetiştirdikleri kişiler Nasreddin Hoca olmuş. Ama Nasreddin Hoca, kitap değişikliği işine kendi köyünden başlamış. :))) Vay üfürükçünün haline...
🇹🇷🕋🇹🇷Şeytan, Nasreddin Hoca'nın evlatlarıyla dalga geçmek ve sömürmek istemiş. Bunun için Nasreddin Hoca'nın evlatlarına doğrudan veya dolaylı mal, mülk, makam vermiş. Hem gizlenmiş, hem de Nasreddin Hoca'nın evlatlarına mal, mülk, makam ve mevki sini sevdasını aşılamış. Onlar, mal, mülk, makam ve mevki için kavgaya tutuşmuşlar. Şeytan bu kavgaya "HİZMET ETME AŞKI, YARIŞI" adını vermiş. BU yarış kibire, bencilliğe, gurura, zulme dönüşmüş. Herkes "UYANIKLIK" ve "İLMİ SİYASET" adı altında illüzyonla gerçekleşen bir kandırmaca ile işlerini yürütmeye başlamış. Bu arada şeytan alacağını alıyormuş. Çünkü, herkes, normalleşen bunalımlı düzenle yaşamını devam ettirmeye alışmış. ÖZETLE, AYI BAHAR ZAMANI ARICIYA ŞERBET VERMİŞ, YAZIN BAL ZAMANI KÖRÜĞÜN DUMANIYLA HERKES PUSLU YAPIP BALI KAPIP GİTMİŞ. YANİ HERKES ÇALIŞMIŞ, İLMİ SİYASET VE UYANIKLIK YAPMIŞ, EN İLERİ TEKNOLOJİYİ KULLANMIŞ AMA FİLMİN SONUNDA BALI.AYI GÖTÜRMÜŞ. YETMEMİŞ, DOSTU DOSTA KIRDIRMIŞ, NASRETTİN HOCA'NIN KÖYÜNÜN DEĞERLERİYLE ARICILIK YAPANLARIN BİLE BALLARINI ÇALMIŞ.Sonunda ayı hırsızlıktan ve Nasreddin Hoca hırsız yüzünden makam, mevki, mal ve mülk sevdasından usanmış. Bundan kurtulmak için doktora gitmişler. DOKTOR İKİSİNİ DİNLEMİŞ VE İKİSİNİ DE ŞÖYLE DEMİŞ;
-ALLAH RIZASI VE KORKUSUYLA YAŞARSANIZ BU HASTALIKTAN KURTULURSUNUZ. İKİSİNİ DE HASTANEYE YATIRMIŞ, HER GÜN MEZARLIĞA GÖTÜRMÜŞLER VE SADECE " ÖLÜM VAR." DEYİP GETİRMİŞLER. HER GÜN ALLAH RIZASI NİYETİYLE İHTİYAÇ SAHİPLERİNE MALZEME TAŞITMIŞLAR.
TABURCU EDİLECEKLERİ GÜN REÇETE VERMİŞLER; REÇETE DE;
1) HERKES BİR GÜN ÖLECEK VE HESAP VERECEK.
2) HER NE İŞ YAPARSANIZ YAPIN, NİYETİNİZ ALLAH RIZASI OLSUN.YOKSA NE YAPARSANIZ YAPIN, SADECE FİRAVUN GİBİ NEFSİNİZİ TATMİN EDERSİNİZ, DİYE YAZIYORMUŞ.
ŞEYTAN UYMAMIŞ, AYNEN DEVAM ETMİŞ. NASREDDİN HOCA'NIN EVLATLARI BİR UYMUŞ,. BİR UYMAMIŞ, İŞİNE GELDİĞİ GİBİ DAVRANMIŞ, HUZUR BULAMAMIŞ.
Nasreddin Hoca, dünyanın ve memleketin dört bir yanında kan davalarının yaygınlaştığını görmüş. Bundan sadece kan davalılar değil, kadın, yaşlı ve çocuk herkes zarar görmeye başlamış. Nasreddin Hoca'da, "Hele, gideyim, duruma yerinde bakayım." demiş. Gitmiş, bakmış ki; durum göründüğünden de beter. Kimin eli, kimin cebinde; kimin niyeti sağlam kimin ki çürük belli değil. Ne yapayım, ne yapayım derken, aklına şehrin her köyünde medreselerdeki yol arkadaşları gelmiş. Atadan dededen gelmiş geçmiş bugüne kadar Uhrevi ve dünyevi ilimlerde kendisine yol arkadaşlığı yapan herkesin listesini çıkarmış. Onlara hem mektup yollayıp durumu anlatmış, hem de en yakın zamanda orada olacağını mektupta yazmış. Mektup şifreli kelimeler ve sırlarla doluymuş. Nasreddin Hoca, onların yanına gidene kadar yol arkadaşları alt yapıyı çoktan hazırlamış. O arada, dünyada da geleneksel bilgi yarışması düzenleniyormuş. Kim en yüksek puanı alırsa, dünyanın o yıl ki, "DÜNYA BİLGESİ" ilan ediliyor ve onun her alanda rehberliği, görüşleri, önderliği belirleyici oluyormuş. Nasreddin Hoca, kan davalarını çözerken, bir şeyi fark etmiş. Bu, kan davaları yüzünden memleket Dünya Bilgi Yarışması'na katılmaya fırsat bulamıyormuş. Hemen hazırlık yapmış, bir mektup daha yazmış, dört bir yandaki yol arkadaşlarına şifreli ve sırlarla dolu mektup yazmış. Mektup ulaştığında, yol arkadaşları mektubu açmadan harekete geçmiş. Herkes, şaşırmış. Mektubu okumadan hemen gereğini yapmaya gitmişlerdi. Kimse bir şey anlayamamış, bir kişi hariç. O da ömrü boyunca medresenin kapıcılığını yapan yaşlı bir adammış. Yaşlı adam; -Ne zaman ki, mektupların şekli kare olursa, alim ve ulemalar maddi anlamda kendini unutup, harekete geçer. Çünkü , mektubun her köşesi bir şifredir. Sırasıyla, köşeler Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksa ve Ayasofya Camii Kebir'i temsil etmektedir. Bu, mektupta, "Dört büyük kutsalımız, hedef alınmıştır, harekete geçin!" anlamına gelir. Ama, kimse asla ama asla düşmandan zerre korkmazmış. Çünkü sırtını Allah'a sağlam dayamış, tek de olsa, topyekûn de olsa, Allah'a tüm samimiyetle teslim olarak yollarına çıkarlarmış. Sanki cennet bahçesine gidercesine bir araya gelirlermiş. Bedenlerindeki kanla, cennet gülleri beslerlermiş. Nihayet bir araya gelmişler. Daha onlar, cemaatle, namaz kılıp duayı ederek yola revan olmuşlar. Allah'ın Ebabilleri ile Ebreheleri çoktan yok etmiş. Onlardan nasibi olanlar, bu savaşa birebir yetişip gül bahçesini kanıyla sulamış. Geri de kalanlar
bu davayı devam ettirmek üzere, şeytana uyarak gaflete dalıp uyandırılmak üzere uyurlarmış. Özetle, Nasreddin Hoca, yol arkadaşlarına "Gafletten uyanın ve Sevr Mağarasının önündeki örümcek ağını örelim. Yoksa, Ebu Cehiller bizi-Allah muhafaza-yok edecek."demiş.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM




NASRETTİN HOCA,, YÜKÜ TAŞIMADIĞI İÇİN EŚŞEĞİNE KIZMIŞ, AYAKLARINI VE BOYNUNU BAĞLAMIŞ. SONRA BİR AHIRA
GÖTÜRMÜŞ. İPİNİ BAĞLAMIŞ. DAHA SONRA BOYAMIŞ VE AYAKLARININ ALTINA TAHTA KOYUP ATA BENZETMİŞ. HER GÜN GELİP KONTROL ETMİŞ. 😂(HATTAHER YERDE GEZDİRMİŞ YORMUŞ SONRA AYAKLARINI BAĞLAMIŞ)
YAŞASIN BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
ŞEYTAN, HIRSIZLIK YAPMADAN ÖNCE, MAHALLENİN TÜM EVLERİNE EVLATLARINI MİSAFİR OLMALARI İÇİN GÖNDERİRMİŞ. BUNU BİLEN NASRETTİN HOCA, TÜM MAHALLE SAKİNLERİNİN DURUMUNA(HER KONUDA) GÖRE İÇİ AYETLERLE DOLU MEKTUBU BİR İMAMLA GÖNDERİRMİŞ. MAHALLE SAKİNİNE ERKEN ULAŞAN KAZANIRMIŞ.

Nasreddin Hoca'nın her köyde bir halay ekibi varmış. Bayram olduğunda, öğlen vakti halay başlarmış. Ahali de neşe içinde etrafında toplanırmış. Daha sonra halaybaşına takılıp oynarlarmış.Halaydan sonra herkese bayram şekeri ve bayram tebrik kartı verilir ve eve götürülürmüş. Nasreddin Hoca'nın bu hizmeti ile birlik ve beraberliği tüm ahaliye sağlarmış.ÖYLE ZAMANLAR OLURMUŞ Kİ, NASREDDİN HOCA, AHALİ İÇİN BİR BAYRAM İLAN EDER, HALAY ÇEKERLERMİŞ✋🏻☝️🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Üfürükçü bir kadın varmış. Brkarmış. Kimseyle evlenmez ama herkesin kocası gibi davranırmış. Kendisine inananlara üfler, kaçarmış.Kimin kulağına üflerse, birbirine düşermiş. O sırada da, onların neyi var, neyi yok hepsini alırmış ve yetmez uyuşturucu vererek,kendisine bağımlı yaparmış. Bizim, Nasreddin Hoca 'da bunu bildiği için, üfürükçünün büyü ve sihir kitabını yerini bulup değiştirmiş. Böylece yetiştirdikleri kişiler Nasreddin Hoca olmuş. Ama Nasreddin Hoca, kitap değişikliği işine kendi köyünden başlamış. :))) Vay üfürükçünün haline...
🇹🇷🕋🇹🇷Şeytan, Nasreddin Hoca'nın evlatlarıyla dalga geçmek ve sömürmek istemiş. Bunun için Nasreddin Hoca'nın evlatlarına doğrudan veya dolaylı mal, mülk, makam vermiş. Hem gizlenmiş, hem de Nasreddin Hoca'nın evlatlarına mal, mülk, makam ve mevki sini sevdasını aşılamış. Onlar, mal, mülk, makam ve mevki için kavgaya tutuşmuşlar. Şeytan bu kavgaya "HİZMET ETME AŞKI, YARIŞI" adını vermiş. BU yarış kibire, bencilliğe, gurura, zulme dönüşmüş. Herkes "UYANIKLIK" ve "İLMİ SİYASET" adı altında illüzyonla gerçekleşen bir kandırmaca ile işlerini yürütmeye başlamış. Bu arada şeytan alacağını alıyormuş. Çünkü, herkes, normalleşen bunalımlı düzenle yaşamını devam ettirmeye alışmış. ÖZETLE, AYI BAHAR ZAMANI ARICIYA ŞERBET VERMİŞ, YAZIN BAL ZAMANI KÖRÜĞÜN DUMANIYLA HERKES PUSLU YAPIP BALI KAPIP GİTMİŞ. YANİ HERKES ÇALIŞMIŞ, İLMİ SİYASET VE UYANIKLIK YAPMIŞ, EN İLERİ TEKNOLOJİYİ KULLANMIŞ AMA FİLMİN SONUNDA BALI.AYI GÖTÜRMÜŞ. YETMEMİŞ, DOSTU DOSTA KIRDIRMIŞ, NASRETTİN HOCA'NIN KÖYÜNÜN DEĞERLERİYLE ARICILIK YAPANLARIN BİLE BALLARINI ÇALMIŞ.Sonunda ayı hırsızlıktan ve Nasreddin Hoca hırsız yüzünden makam, mevki, mal ve mülk sevdasından usanmış. Bundan kurtulmak için doktora gitmişler. DOKTOR İKİSİNİ DİNLEMİŞ VE İKİSİNİ DE ŞÖYLE DEMİŞ;
-ALLAH RIZASI VE KORKUSUYLA YAŞARSANIZ BU HASTALIKTAN KURTULURSUNUZ. İKİSİNİ DE HASTANEYE YATIRMIŞ, HER GÜN MEZARLIĞA GÖTÜRMÜŞLER VE SADECE " ÖLÜM VAR." DEYİP GETİRMİŞLER. HER GÜN ALLAH RIZASI NİYETİYLE İHTİYAÇ SAHİPLERİNE MALZEME TAŞITMIŞLAR.
TABURCU EDİLECEKLERİ GÜN REÇETE VERMİŞLER; REÇETE DE;
1) HERKES BİR GÜN ÖLECEK VE HESAP VERECEK.
2) HER NE İŞ YAPARSANIZ YAPIN, NİYETİNİZ ALLAH RIZASI OLSUN.YOKSA NE YAPARSANIZ YAPIN, SADECE FİRAVUN GİBİ NEFSİNİZİ TATMİN EDERSİNİZ, DİYE YAZIYORMUŞ.
ŞEYTAN UYMAMIŞ, AYNEN DEVAM ETMİŞ. NASREDDİN HOCA'NIN EVLATLARI BİR UYMUŞ,. BİR UYMAMIŞ, İŞİNE GELDİĞİ GİBİ DAVRANMIŞ, HUZUR BULAMAMIŞ.
Nasreddin Hoca, dünyanın ve memleketin dört bir yanında kan davalarının yaygınlaştığını görmüş. Bundan sadece kan davalılar değil, kadın, yaşlı ve çocuk herkes zarar görmeye başlamış. Nasreddin Hoca'da, "Hele, gideyim, duruma yerinde bakayım." demiş. Gitmiş, bakmış ki; durum göründüğünden de beter. Kimin eli, kimin cebinde; kimin niyeti sağlam kimin ki çürük belli değil. Ne yapayım, ne yapayım derken, aklına şehrin her köyünde medreselerdeki yol arkadaşları gelmiş. Atadan dededen gelmiş geçmiş bugüne kadar Uhrevi ve dünyevi ilimlerde kendisine yol arkadaşlığı yapan herkesin listesini çıkarmış. Onlara hem mektup yollayıp durumu anlatmış, hem de en yakın zamanda orada olacağını mektupta yazmış. Mektup şifreli kelimeler ve sırlarla doluymuş. Nasreddin Hoca, onların yanına gidene kadar yol arkadaşları alt yapıyı çoktan hazırlamış. O arada, dünyada da geleneksel bilgi yarışması düzenleniyormuş. Kim en yüksek puanı alırsa, dünyanın o yıl ki, "DÜNYA BİLGESİ" ilan ediliyor ve onun her alanda rehberliği, görüşleri, önderliği belirleyici oluyormuş. Nasreddin Hoca, kan davalarını çözerken, bir şeyi fark etmiş. Bu, kan davaları yüzünden memleket Dünya Bilgi Yarışması'na katılmaya fırsat bulamıyormuş. Hemen hazırlık yapmış, bir mektup daha yazmış, dört bir yandaki yol arkadaşlarına şifreli ve sırlarla dolu mektup yazmış. Mektup ulaştığında, yol arkadaşları mektubu açmadan harekete geçmiş. Herkes, şaşırmış. Mektubu okumadan hemen gereğini yapmaya gitmişlerdi. Kimse bir şey anlayamamış, bir kişi hariç. O da ömrü boyunca medresenin kapıcılığını yapan yaşlı bir adammış. Yaşlı adam; -Ne zaman ki, mektupların şekli kare olursa, alim ve ulemalar maddi anlamda kendini unutup, harekete geçer. Çünkü , mektubun her köşesi bir şifredir. Sırasıyla, köşeler Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksa ve Ayasofya Camii Kebir'i temsil etmektedir. Bu, mektupta, "Dört büyük kutsalımız, hedef alınmıştır, harekete geçin!" anlamına gelir. Ama, kimse asla ama asla düşmandan zerre korkmazmış. Çünkü sırtını Allah'a sağlam dayamış, tek de olsa, topyekûn de olsa, Allah'a tüm samimiyetle teslim olarak yollarına çıkarlarmış. Sanki cennet bahçesine gidercesine bir araya gelirlermiş. Bedenlerindeki kanla, cennet gülleri beslerlermiş. Nihayet bir araya gelmişler. Daha onlar, cemaatle, namaz kılıp duayı ederek yola revan olmuşlar. Allah'ın Ebabilleri ile Ebreheleri çoktan yok etmiş. Onlardan nasibi olanlar, bu savaşa birebir yetişip gül bahçesini kanıyla sulamış. Geri de kalanlar
bu davayı devam ettirmek üzere, şeytana uyarak gaflete dalıp uyandırılmak üzere uyurlarmış. Özetle, Nasreddin Hoca, yol arkadaşlarına "Gafletten uyanın ve Sevr Mağarasının önündeki örümcek ağını örelim. Yoksa, Ebu Cehiller bizi-Allah muhafaza-yok edecek."demiş.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM




NASRETTİN HOCA,, YÜKÜ TAŞIMADIĞI İÇİN EŚŞEĞİNE KIZMIŞ, AYAKLARINI VE BOYNUNU BAĞLAMIŞ. SONRA BİR AHIRA
GÖTÜRMÜŞ. İPİNİ BAĞLAMIŞ. DAHA SONRA BOYAMIŞ VE AYAKLARININ ALTINA TAHTA KOYUP ATA BENZETMİŞ. HER GÜN GELİP KONTROL ETMİŞ. 😂(HATTAHER YERDE GEZDİRMİŞ YORMUŞ SONRA AYAKLARINI BAĞLAMIŞ)
YAŞASIN BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
ŞEYTAN, HIRSIZLIK YAPMADAN ÖNCE, MAHALLENİN TÜM EVLERİNE EVLATLARINI MİSAFİR OLMALARI İÇİN GÖNDERİRMİŞ. BUNU BİLEN NASRETTİN HOCA, TÜM MAHALLE SAKİNLERİNİN DURUMUNA(HER KONUDA) GÖRE İÇİ AYETLERLE DOLU MEKTUBU BİR İMAMLA GÖNDERİRMİŞ. MAHALLE SAKİNİNE ERKEN ULAŞAN KAZANIRMIŞ.

Nasreddin Hoca'nın her köyde bir halay ekibi varmış. Bayram olduğunda, öğlen vakti halay başlarmış. Ahali de neşe içinde etrafında toplanırmış. Daha sonra halaybaşına takılıp oynarlarmış.Halaydan sonra herkese bayram şekeri ve bayram tebrik kartı verilir ve eve götürülürmüş. Nasreddin Hoca'nın bu hizmeti ile birlik ve beraberliği tüm ahaliye sağlarmış.ÖYLE ZAMANLAR OLURMUŞ Kİ, NASREDDİN HOCA, AHALİ İÇİN BİR BAYRAM İLAN EDER, HALAY ÇEKERLERMİŞ✋🏻☝️🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Üfürükçü bir kadın varmış. Brkarmış. Kimseyle evlenmez ama herkesin kocası gibi davranırmış. Kendisine inananlara üfler, kaçarmış.Kimin kulağına üflerse, birbirine düşermiş. O sırada da, onların neyi var, neyi yok hepsini alırmış ve yetmez uyuşturucu vererek,kendisine bağımlı yaparmış. Bizim, Nasreddin Hoca 'da bunu bildiği için, üfürükçünün büyü ve sihir kitabını yerini bulup değiştirmiş. Böylece yetiştirdikleri kişiler Nasreddin Hoca olmuş. Ama Nasreddin Hoca, kitap değişikliği işine kendi köyünden başlamış. :))) Vay üfürükçünün haline...
🇹🇷🕋🇹🇷Şeytan, Nasreddin Hoca'nın evlatlarıyla dalga geçmek ve sömürmek istemiş. Bunun için Nasreddin Hoca'nın evlatlarına doğrudan veya dolaylı mal, mülk, makam vermiş. Hem gizlenmiş, hem de Nasreddin Hoca'nın evlatlarına mal, mülk, makam ve mevki sini sevdasını aşılamış. Onlar, mal, mülk, makam ve mevki için kavgaya tutuşmuşlar. Şeytan bu kavgaya "HİZMET ETME AŞKI, YARIŞI" adını vermiş. BU yarış kibire, bencilliğe, gurura, zulme dönüşmüş. Herkes "UYANIKLIK" ve "İLMİ SİYASET" adı altında illüzyonla gerçekleşen bir kandırmaca ile işlerini yürütmeye başlamış. Bu arada şeytan alacağını alıyormuş. Çünkü, herkes, normalleşen bunalımlı düzenle yaşamını devam ettirmeye alışmış. ÖZETLE, AYI BAHAR ZAMANI ARICIYA ŞERBET VERMİŞ, YAZIN BAL ZAMANI KÖRÜĞÜN DUMANIYLA HERKES PUSLU YAPIP BALI KAPIP GİTMİŞ. YANİ HERKES ÇALIŞMIŞ, İLMİ SİYASET VE UYANIKLIK YAPMIŞ, EN İLERİ TEKNOLOJİYİ KULLANMIŞ AMA FİLMİN SONUNDA BALI.AYI GÖTÜRMÜŞ. YETMEMİŞ, DOSTU DOSTA KIRDIRMIŞ, NASRETTİN HOCA'NIN KÖYÜNÜN DEĞERLERİYLE ARICILIK YAPANLARIN BİLE BALLARINI ÇALMIŞ.Sonunda ayı hırsızlıktan ve Nasreddin Hoca hırsız yüzünden makam, mevki, mal ve mülk sevdasından usanmış. Bundan kurtulmak için doktora gitmişler. DOKTOR İKİSİNİ DİNLEMİŞ VE İKİSİNİ DE ŞÖYLE DEMİŞ;
-ALLAH RIZASI VE KORKUSUYLA YAŞARSANIZ BU HASTALIKTAN KURTULURSUNUZ. İKİSİNİ DE HASTANEYE YATIRMIŞ, HER GÜN MEZARLIĞA GÖTÜRMÜŞLER VE SADECE " ÖLÜM VAR." DEYİP GETİRMİŞLER. HER GÜN ALLAH RIZASI NİYETİYLE İHTİYAÇ SAHİPLERİNE MALZEME TAŞITMIŞLAR.
TABURCU EDİLECEKLERİ GÜN REÇETE VERMİŞLER; REÇETE DE;
1) HERKES BİR GÜN ÖLECEK VE HESAP VERECEK.
2) HER NE İŞ YAPARSANIZ YAPIN, NİYETİNİZ ALLAH RIZASI OLSUN.YOKSA NE YAPARSANIZ YAPIN, SADECE FİRAVUN GİBİ NEFSİNİZİ TATMİN EDERSİNİZ, DİYE YAZIYORMUŞ.
ŞEYTAN UYMAMIŞ, AYNEN DEVAM ETMİŞ. NASREDDİN HOCA'NIN EVLATLARI BİR UYMUŞ,. BİR UYMAMIŞ, İŞİNE GELDİĞİ GİBİ DAVRANMIŞ, HUZUR BULAMAMIŞ.
Nasreddin Hoca, dünyanın ve memleketin dört bir yanında kan davalarının yaygınlaştığını görmüş. Bundan sadece kan davalılar değil, kadın, yaşlı ve çocuk herkes zarar görmeye başlamış. Nasreddin Hoca'da, "Hele, gideyim, duruma yerinde bakayım." demiş. Gitmiş, bakmış ki; durum göründüğünden de beter. Kimin eli, kimin cebinde; kimin niyeti sağlam kimin ki çürük belli değil. Ne yapayım, ne yapayım derken, aklına şehrin her köyünde medreselerdeki yol arkadaşları gelmiş. Atadan dededen gelmiş geçmiş bugüne kadar Uhrevi ve dünyevi ilimlerde kendisine yol arkadaşlığı yapan herkesin listesini çıkarmış. Onlara hem mektup yollayıp durumu anlatmış, hem de en yakın zamanda orada olacağını mektupta yazmış. Mektup şifreli kelimeler ve sırlarla doluymuş. Nasreddin Hoca, onların yanına gidene kadar yol arkadaşları alt yapıyı çoktan hazırlamış. O arada, dünyada da geleneksel bilgi yarışması düzenleniyormuş. Kim en yüksek puanı alırsa, dünyanın o yıl ki, "DÜNYA BİLGESİ" ilan ediliyor ve onun her alanda rehberliği, görüşleri, önderliği belirleyici oluyormuş. Nasreddin Hoca, kan davalarını çözerken, bir şeyi fark etmiş. Bu, kan davaları yüzünden memleket Dünya Bilgi Yarışması'na katılmaya fırsat bulamıyormuş. Hemen hazırlık yapmış, bir mektup daha yazmış, dört bir yandaki yol arkadaşlarına şifreli ve sırlarla dolu mektup yazmış. Mektup ulaştığında, yol arkadaşları mektubu açmadan harekete geçmiş. Herkes, şaşırmış. Mektubu okumadan hemen gereğini yapmaya gitmişlerdi. Kimse bir şey anlayamamış, bir kişi hariç. O da ömrü boyunca medresenin kapıcılığını yapan yaşlı bir adammış. Yaşlı adam; -Ne zaman ki, mektupların şekli kare olursa, alim ve ulemalar maddi anlamda kendini unutup, harekete geçer. Çünkü , mektubun her köşesi bir şifredir. Sırasıyla, köşeler Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksa ve Ayasofya Camii Kebir'i temsil etmektedir. Bu, mektupta, "Dört büyük kutsalımız, hedef alınmıştır, harekete geçin!" anlamına gelir. Ama, kimse asla ama asla düşmandan zerre korkmazmış. Çünkü sırtını Allah'a sağlam dayamış, tek de olsa, topyekûn de olsa, Allah'a tüm samimiyetle teslim olarak yollarına çıkarlarmış. Sanki cennet bahçesine gidercesine bir araya gelirlermiş. Bedenlerindeki kanla, cennet gülleri beslerlermiş. Nihayet bir araya gelmişler. Daha onlar, cemaatle, namaz kılıp duayı ederek yola revan olmuşlar. Allah'ın Ebabilleri ile Ebreheleri çoktan yok etmiş. Onlardan nasibi olanlar, bu savaşa birebir yetişip gül bahçesini kanıyla sulamış. Geri de kalanlar
bu davayı devam ettirmek üzere, şeytana uyarak gaflete dalıp uyandırılmak üzere uyurlarmış. Özetle, Nasreddin Hoca, yol arkadaşlarına "Gafletten uyanın ve Sevr Mağarasının önündeki örümcek ağını örelim. Yoksa, Ebu Cehiller bizi-Allah muhafaza-yok edecek."demiş.

